BURSA PLATFORMU
E BÜLTENE KAYIT
FOTO GALERİ
REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ
ONLİNE: 1 BUGÜN: 6 TOPLAM: 53900
BURSA'DA DOĞMAK VE BÜYÜMEK


Huzur içinde yaşanacak bir şehir

Doğum Adetleri: Yeni doğan bebeğin göbeği kesilip tuzlu suda yıkanır, kundaklanıp gözleri bağlanırdı. Loğusayı yatağa yatırmadan önce yıkarlardı. Anne, kırk gün yataktan çıkmazdı. Yanında annesi durur, ona göz kulak olurdu. Gelenlere şerbet ikram edilirdi. Yedi gün sonra ise bütün mahalleli eve çağrılır, şerbet diye anılan mevlit okunurdu.

Bebeğe ad koyma da bir törenle olurdu. Kırkında çocuklar, yıkanıp uzak gezmelere götürülürdü. Yaşının uzun olması için "kırkını uçurmaya" gittiği evin sahibi çocuğa yumurta verirdi. Nazar değmesin diye "kırk çöreotuna" İhlas süresi okunur, omzuna asılırdı.

Düğün Adetleri: Evlilikler, kız istemeyle başlardı. Damat adayı gelin adayını beğenirse önce kız tarafına haberler salınır, ağız aranırdı. Bu yoklamada umut belirmişse devreye görücüler girerdi. Bazen erkek tarafı kız tarafına defalarca gitmek zorunda kalırdı. Kız tarafının gönlü olsa da bu nazlanma gelenektendi. Çünkü, kız evi naz eviydi. Kızın daha ilk isteyişte verilmesi doğru görülmez, bu, kızın bir kusuru olduğuna yorulurdu.

Düğüne bir hafta kala hazırlıklar başlardı. Salı günü akşamı kız evine çeyiz asılır; o gece herkes çeyizi görmeye giderdi. Kızlar daha çocukken, dantel ve oyalarla çeyiz düzmeye başlanırdı. Bir kız neredeyse evlilik gününe kadar, evi için kendi zevk ve estetiğine uygun elişleri hazırlardı. Çeyiz, bir gelin için bir ömrün el emeği göz nuruydu. Düğüne yakın tüm aile üyeleri, akrabalar ve gelinin arkadaşları çeyize yardımcı olurlardı. Çeyiz, bir anlamda gelinin sanat sergisiydi. Tıpkı bir ressamın, ömür boyu özenle yaptığı resimleri bir sergi salonunda sergilemesi gibi çeyiz de düğünden bir hafta önce sergilenir; tüm mahalleli ya da köylüler, bu sergiyi özenle ve eleştirel bir gözle gezerdi.

Cuma günü oğlan evinde lokum kesilirdi. Kız evi kına çözdürmeye, yani tavuk kestirmeye gelirdi. Cumartesi akşamı erkek evine çalgılar gelir, o gün konuklar düğüne davet edilirdi. Pazar günü öğle namazından sonra gelin almaya gidilirdi. Gelin, kız evinden oğlan evine getirilirdi.

Ölüm Adetleri : Ölen bir kişinin karnına şişmesin diye bıçak konulur, çenesi çekilir, ayaklarının iki baş parmağı bezle bağlanır. Ölüye abdest aldırılıp kefenliği giydirilerek tabuta konur ve selâ verilir daha sonra da cenaze namazı kılınır. Helalliği verildikten sonra tabut alınır ve mezarlığa götürülüp defnedilir. Mezarın da üzerine bir ibrikle su dökülür. Daha sonra bu ibrik mezar üzerinde bırakılır. Akşam olunca mukabele okunur. Bu böyle yedi gece sürer. Yedi gece sonra pilav, helva ve ayran verilir.

Bursa'nın Ufak Tefek Taşları
Kırsal alandaki kına ve düğün gibi eğlencelerde yer yer hala giyilen bu giysiler kent yaşamında artık terkedilmiştir. Bursa'da geleneksel erkek giysileri çarık, yün çorap, potur ya da çakışır, cepken, gömlek ve külahtan oluşurdu.

Renkli kumaşlardan yapılan erkek giysileri, işlemelerle süslüdür. Pantolon yerine potur, şalvar, çakşır, üstüne cepken gömlek giyilirdi. Bele üst üste kuşak sarılır, kuşakların arasına cep yerini tutan silahlıklar takılırdı. Başa genellikle fes giyilirdi. Üstüne ağabani sarık sarılan keçe külah da yaygın baş giysilerindendir. Ayağa çarık, mest, yumuşak meşinden yapılmış, yanları dikişli Har yemeni giyilirdi.

Kadınların giydiği yöresel kıyafetlerin iki türü olduğu görülmektedir. Birincisi "Şalvar içlik" denilen ve ayakkabı, çorap, şalvar, içlik, kuşak, cepken, başlık ve örtüden oluşan kıyafettir. İkincisi ise, "şalvar-üç etek" adını alır ve birincideki giysilerden başka şalvarın üstüne giyilen, arkası tek parça ve uzun, önü ise ortadan yırtmaçlı üç etektir. Kadınlar, erkeklerden daha çok aksesuar taşırlar. Başlarındaki fes ya da külaha dizili süsler takarlardı.
Eski Bursa'da kadın giysileri özellikle kumaşları ve işlemeleriyle dikkat çekerdi. Bursa tezgâhlarında dokunan ipekler, bürümcükler, kadifeler bu giysilere özellik katardı.

Mutfak Kültürü

Bursa'da iklim ve coğrafyanın tarıma elverişli olması nedeniyle her tür sebze ve meyve çeşidi bulunmaktadır. Bu da Bursa mutfak kültürünün zenginleşmeni sağlamıştır. Bursa'nın ünü sınırlarını aşmış beş yemeği vardır: İskender Kebap, İnegöl Köfte, Kemalpaşa Tatlısı, Mihalıç Peyniri ve Kestane Şekeri... Bir de artık genellikle kitaplardaki tanımlarıyla yaşayan tarih olmuş yemekler vardır:

Çorbalardan; tarhana çorbası, sütlü oğmaç çorbası, yeşil mercimekli oğmaç çorbası, düğün çorbası, balık çorbası, ekşili baş çorbası, yabani otlardan; kaygana, yaban pırasası, melki, balıkotu vb.

Sebze yemeklerinden; Kurutulmuş yeşil fasulye yemeği, kestaneli etli lahana dolması (zeytinyağlısı da yapılıyor), kereviz dolması, patlıcan silkmesi.

Etli Yemeklerden; Yörük kebabı, keşkek, av hayvanlarından yapılan yahni, ekşili köfte, İnegöl köfte, ciğer sarması, mumbar dolması, pide kebabı, şipit.

Hamur İşleri; mantı (nohutlu, sade ve kıymalı) cevizli lokum, kuru yufka böreği, mısır böreği, hamur bamyası, asude, pırasa böreği, dızmana. Özel günlerde düğün ve bayramlarda; keşkek, yumurta dolması, patates köftesi, zeytinyağlı yaprak sarması.

Tatlılar; cennet köşkü, dilber dudağı, cevizli baklava, peynir tatlısı, incir dolması, zerde.

Bulgaristan göçmenleri daha çok köfte, mercimek, kumpir, momelega mısır unundan yapılmış kaçamak yapar. Arnavut ve Boşnaklar ise daha çok hamur işi yemekler ve börek yapar. Özellikle Arnavutlar haftanın 3-4 günü börek yaparlar. Filiye, mişoriz gibi özel yemekleri de vardır.

Kaynak : http://www.bursa.bel.tr